Adana Gezi Notları ve Seyahat Rehberi

0
974

Akdeniz’in Dobra Şehri

2016 yılı iş seyahatleri açısından yoğun geçti ve bir çok yere gitme fırsatı buldum. Şimdiki durağımız Adana. Adana denilince sadece gezilecek yerler akla gelmiyor, bunun yanında kebapa adını vermiş, şırdan gibi farklı lezzetleri tadabileceğimiz bir yemek kenti sizi karşılıyor. Zaten iş için geldiğimiz Adana’da, sadece iş saatleri dışında kenti gezme ve tanıma fırsatı bulacağız, bu yüzden Adana’da gezilecek yerlere çok fazla vakit kalmayacak. Bu da “Adana Gezi Notları” yazısının biraz gezi, biraz da yemek ağırlık olarak yazılmasını gerektirecek 🙂

Ulaşım

Ankara’dan Adana’ya uçak ile gidiyoruz. Anadolu Jet’in saat 20:00 uçağıyla yola çıkıyoruz ve 21:05’te Adana Şakirpaşa Havalimanı’na iniş yapıyoruz. Havalimanında bizi bekleyen araç ile otele doğru yola çıkıyoruz. Havalimanı oldukça iyi konumda ve şehrin merkezinde sayılır. Bu yüzden yaklaşık 4 km uzaklıktaki otelimize 10 dakikalık bir yolculuğun ardından ulaşıyoruz.

Konaklama

Adana’da nerede kalınır sorusuna aslında çok sayıda alternatif ile cevap verilebilir. Türkiye’nin 5. büyük kentinde birçok  otel bulunmakta ve her bütçeye uygun bir şekilde konaklamanızı yapabilirsiniz. Biz konaklamak için Seyhan İlçesine bağlı Park Royal Otel’i tercih ediyoruz. 4 yıldızlı olan bu otel eski Adana olarak tanımlanan lokasyonda bulunmakta. Taş Köprü, Merkez Camii, Kazancılar Çarşısı gibi gezilmesi gereken bir çok yere yürüyerek ulaşabilmeniz mümkün.  Otel, fiyat ve kalite olarak tercih edilebilir nitelikte.

Gezilecek Yerler

Sabah 05:45’te uyanıyorum ve Adana sokaklarında gezime başlıyorum. Aslında benim için bir kenti keşfetmenin en güzel yollarından biri de sabah erken saatlerde uyanıp bilmediğin, tanımadığın sokaklarda kaybolmaktır. Böylece bir yandan kalabalıktan etkilenmeyip bir yandan da şehri istediğim gibi fotoğraflayabilme imkanına sahip oluyorum.

Tarihi Camiler

Adana ve Çukurova’nın tarihi çok eski zamanlara kadar gidebilmektedir. Selçuklu ve Osmanlı devirlerine ait farklı mimari özellikleri taşıyan çok sayıda eser günümüze kadar ulaşmıştır. Otelden çıkıp yürümeye başlayınca, tarihi camiler, o devirlerden izler sunmaya başlıyor. Yeni Cami, Ulu Cami, Kemeraltı Cami ve Yağ Cami bunlardan başlıcaları.

Taşköprü

Adana, bir çok Avrupa kentinde olduğu gibi bir nehir tarafından ikiye bölünmüş ve bu nehir üzerinde yer alan çeşitli köprüler ile geçişler sağlanmakta. Bu köprülerin en eski ve simge olarak kabul edileni ise Taşköprü. Çok ilginç bir şekilde sabah gittiğimde akan nehir aynı gün akşam gittiğimde akmıyordu ve sular çekilmişti. Işıklandırması yapılan köprü de akşam fotoğrafları çekerim diye bir hevesle gittiğim fakat suyun olmadığını gördüğüm zaman iyi ki sabah gelip fotoğraflarını çekmişim diye düşündüm. Sanırım biraz ileride yer alan barajın kapaklarının açılıp kapanması buna neden oluyor. Burada köprünün çok güzel fotoğraflarını çekebilirsiniz, hatta köprünün üstüne çıkıp Sabancı Merkez Camii fotoğrafları da çekebilirsiniz. burası fotoğraf severler için güzel kadrajlar sunuyor.

Sabancı Merkez Camii

Orta Doğu ve Balkanların en büyük camisi olan ve Seyhan Nehri’nin hemen kıyısında yer alan bu görkemli yapı, bölgeye gelen herkesi bütün heybetiyle selamlıyor. Caminin etrafında farklı açılardan çok sayıda fotoğraf çekiyorum ama nedense içine girip fotoğraf çekmek aklıma gelmiyor ve sonradan düşündükçe bu konuda pişmanlık yaşıyorum. Eğer Adana’ya gidip bu camiyi ziyaret ederseniz içine de girmeyi unutmayın. Caminin de yer aldığı bu bölge aynı zamanda büyük bir park. Seyhan Nehri’nin iki yakasını da içeren “Merkez Park” 2004 yılında açılmış ve o dönem Türkiye’nin en büyük parkıymış.

Büyük Saat

Akşam iş çıkışından sonra iş arkadaşlarımla birlikte eski Adana bölgesinde yer alan saat kulesinin olduğu yere doğru yola çıkıyoruz. Otelden yürüyerek ulaştığımız bu bölge, eski dönemlere ait çok sayıda izler taşımakta. Saat kulesi ise 32 metre yüksekliği ile Türkiye’nin en büyük saat kulesi ve 1882 yılında yapılmış. Bir rivayete göre 32 metre de yerin altında olduğu söylenen bu saat kulesi Adana’nın simgelerinden biri haline gelmiş.

Kazancılar Çarşısı

Saat kulesinin olduğu bölgede yer alan bu çarşı turistik bir çarşıya benziyor, akşam saatlerinde geldiğimiz için bir çok dükkan kapanmış durumda. Ayrıca aynı bölgede Vakıflar Çarşısı, Çarşı Hamamı gibi gezilmesi gereken yerler de bulunmakta. Kazancılar Çarşısı’nda ayıca tarihi İstanbul Kebap Salonu adında, en güzel Adana kebabını yiyebileceğiniz, fasıl eşliğinde rakınızı yudumlayabileceğiniz oldukça güzel bir ortamı olan bir yer mevcut. Akşam yemeği için burayı tercih ediyoruz. Sonradan öğrendiğim kadarıyla Adana’da kutlanan Dünya Rakı Günü veya Rakı Festivali etkinlikleri de burada gerçekleştirilmekteymiş. Güzel yemek, sohbet, müzik ve rakı eşliğinde akşamımızı sonlandırıyoruz. İlerleyen saatlerde gittikçe kalabalıklaşan bu mekan, Adana’da mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerden.

Yemek

Adana’da ne yenir sorusunun cevabı zaten herkes tarafından biliniyor. Biz iki farklı yerde adana kebabı yedik. İlk olarak yeni adana olarak tanımlanan, geniş caddelerin, canlı müzik yapılan kafelerin, güzel restaurantların olduğu oldukça hareketli bir yer olan Turgut Özal Bulvarı’nda Gültekin Kebap‘a gidiyoruz. Yemeğin lezzetini anlatmaya gerek yok sanırım. Zengin mezeler eşliğinde yediğimiz güzel bir yemeğin ardından közde pişen kahve ile yemeği tamamlıyoruz.

Bulvar üzerinde çok sayıda kebapçı bulmak mümkün, deneme fırsatı olmadı ama yine aynı cadde üzerinde bulunan “Ciğerci Bedo” da sıklıkla tavsiye edilen yerler arasında.

Adana kebabı yediğimiz bir diğer yer ise yukarıda bahsettiğim ve Kazancılar Çarşısında yer alan Tarihi İstanbul Kebap Salonu. Burası da ilk yerin aksine biraz daha mütevazi ve İstanbul’daki Çiçek Pasajını andıran bir ortamı mevcut. Gültekin Kebap’a nazaran buranın lezzetini ve ortamını daha çok beğeniyorum.

Kebap dışında alternatif birşeyler yemek istiyorsanız ve mide, bağırsak, işkembe tarzı şeyler yemem kuralınız yoksa şırdan yemeyi deneyebilirsiniz. Özellikle akşamları hemen her yerde şırdancıları görmek mümkün.  Şırdan pişen tencerenin önünde 3-5 masa ve tabureden oluşan ve sürekli kalabalık olan şırdancılar ilgimizi çekiyor ve biz de tadına bakmaya karar veriyoruz. Şırdan yemek için acıkmayı bekliyoruz ve gece yarısı otel görevlilerinin yönlendirmesi ile “Bedo” ya gidiyoruz.

Özellikle gece belli bir saatten sonra sabaha kadar çok yoğun bir şekilde çalışan Bedo sanırım bir çok Adana’lı için günlük uğranması gereken bir yer gibi. Sürekli bir yoğunluk içerisinde olan bu yer; ailesiyle, çocuğuyla, misafiriyle gelip 5 dakika içinde şırdan, mumbar yiyip giden insanlar ile dolu. Denemek için şırdan ve mumbar alabilirsiniz, zaten dolma seviyorsanız ve sakatattan mideniz bulanmaz ise bu lezzeti sevebilirsiniz.

Cevap Ver

Please enter your comment!
Please enter your name here