Amsterdam Gezi Notları ve Seyahat Rehberi

0
485

Kanallar ve Bisiklet Şehri

Amsterdam 1.Gün

Paris’te son dakika yetiştiğimiz tren ile Amsterdam Centraal Station’a geliyoruz. Thalys Hızlı Treni ile gerçekleştirdiğimiz yolculuk yaklaşık 3,5 saat sürüyor. Tren İstasyonu (Centraal Station) şehrin merkezinde yer alıyor ve oldukça tarihi bir yapıya sahip. Burası zaten küçük bir şehir ve herhangi bir toplu taşıma aracı kullanmadan da rahatlıkla gezebileceğiniz bir yer. Ağustos ayında olmamıza rağmen  burası çok soğuk bir havayla bizi karşılıyor. Soğuk havaya hazırlıksız yakalanıyoruz. Bu yüzden öncelikle hemen otele ulaşıp eşyalarımızı bırakmak ve ardından biraz alışveriş yapmak için plan yapıyoruz. Konaklayacağımız Otel; NH Amsterdam Centre. Otelimiz  Leidseplein ve Rijksmuseum’a çok yakın bir noktada bulunuyor. Tren istasyonundan otele ulaşmak için tramvaya biniyoruz ve şehir merkezinde kısa bir yolculuğun ardından otele ulaşıyoruz. Otelimizi seyahatimizden önce booking aracılığıyla buluyoruz ve 2 gece için toplam 210 € ücret ödüyoruz. Odalar henüz hazır olmadığı için biraz beklemek zorunda kalıyoruz, yaklaşık yarım saat içerisinde odamız hazır hale geliyor ve çıkıp eşyalarımızı yerleştiriyoruz.

 

Otelden çıktıktan sonra soğuk havadan korunmak için  birşeyler almaya karar veriyoruz ve tekrar tramvaya binerek Dam Square’e doğru gidiyoruz. Dam Square (Meydanı) şehrin tam ortasında hareketli bir meydan. Her sokağın Dam Meydanına çıktığı, toplu taşıma araçlarının mutlaka geçtiği, etrafında otel, cafe, alışveriş yerleri gibi dükkanların olduğu, müziğin eksik olmadığı ve ünlü Madam Tussaud Müzesinin’de bulunduğu çok renkli bir meydan. Burada H&M bulup hemen kendimize uzun kollu ve sıcak tutacak birşeyler alıyoruz ve şehir turuna başlıyoruz

 

Öncelikle Museumplein bölgesine doğru gidiyoruz. Burası Amsterdam’daki müzelerin bir arada olduğu küçük bir meydan, eğer müze sevmiyorsanız bile gidip  güzel vakit geçirebileceğiniz, bol bol fotoğraf çekebileceğiniz, parkta keyifli anlar yaşayabileceğiniz ve çimlerinde oturup dinlenebileceğiniz güzel bir yer. Burada en çok ziyaret edilen müzelerden biri olan Rijksmuseum da bu meydanda bulunmakta. Ayrıca  şehrin simgesi haline gelen ve binlerce insanın fotoğraf çektirmek için sıraya girdiği “I Amsterdam” yazısı da burada bulunmakta. Burada müze ziyareti yapmıyoruz ve çimlerde oturup yavaş yavaş beliren güneşin etkisiyle içimizi ısıtmaya çalışıyoruz. Ardından “I Amsterdam” yazısına gidip fotoğraf çektirmek için sıramızı bekliyoruz.

Museumplein bölgesini tamamladıktan sonra kanalların etrafında yürüyüş yapıyoruz ve Leidseplein – Leiden Square’e geliyoruz. Burası da küçük bir Dam Square olarak tanımlanabilir. Etrafında çok sayıda coffeshop ve barların yer aldığı işlek bir meydan. Günün yorgunluğunu burada oturup birşeyler içerek atıyoruz.

Otele yakın olduğumuz için otele gidip biraz dinlenip akşam için hazırlık yapıyoruz. Akşam öncelikle Red Light District’e gidiyoruz. Burası dünyaca meşhur ve sıradışı bir eğlence bölgesi. Tarihçesi 14. yüzyıla kadar dayanmaktaymış, zamanında kadın arayışı içerisinde olan denizcilerin talepleri üzerinde kurulmuş olan Red Light District’ te bir çok sex shop, randevu evi, gay bar, özel sinema, tiyatro ve müzeler her yıl milyonlarca turist tarafından ziyaret edilmekte. Bölgede fotoğraf ve video çekmek yasak, hatta çekmeye çalışanlar orada çalışanlar tarafından sert bir dille uyarılıyor, bu yüzden tatsız bir olay yaşamak istemiyorsanız fotoğraf ve video çekme planı yapmayın. Ayrıca burada uyuşturucu yasak olmadığı için sürekli yanınıza birileri gelip uyuşturucu satmaya çalışabilir. Bütün bunlara rağmen yine de ailenizle birlikte medenice gezebileceğiniz bir yer. Zaten burası o kadar kalabalık ki eşiyle, çocuğuyla gelen çok sayıda turist görmek mümkün.

Red Light District’ten sonra bir diğer küçük ve hareketli meydan olan Rembrandtplein’e doğru yürüyoruz

 

Burada da meydanın etrafında çeşitli cafe, bar ve gece klüpleri mevcut. Ayrıca meydanda çok sayıda karikatür çizen sanatçılar da mevcut. Meydan’da güzel bir yer bulup oturuyoruz ve gecenin geç saatlerine kadar vakit geçirerek ilk günümüzü tamamlıyoruz.

Amsterdam 2.Gün

Yorucu geçen ilk günün ardından geç saatte uyanıyoruz ve hazırlanıp ikinci günümüze başlıyoruz. Öncelikle Dam Meydanı’na doğru yürüyüş yapıyoruz. Yolda gördüğümüz bir pastane de kahvaltı yapıyoruz, kahvaltının ardından Magma Plaza adındaki alışveriş merkezine girip biraz geziyoruz.

 

Buradaki gezimizin ardından bisiklet kiralayıp biraz da şehri bisiklet ile gezmeye karar veriyoruz. Çünkü burada bisiklet kullanmak o kadar sıradan ve olağan bir şey ki. Etrafınız işine giden, köpek gezdiren, çocuklarını okula götüren, alışverişe giden, neredeyse her türlü ulaşım ihtiyacını bisiklet ile karşılayan insanlar ile dolu. Zaten burada ulaşım için öncelikle bisiklet düşünülmüş ve bütün şehir ona göre planlanmış, etrafta çok sayıda bisiklet park etme alanları görmeniz mümkün, zaten Copenhagenize Index 2013 adlı araştırmaya göre dünyada bisiklet sürülebilecek en iyi kent neresidir sorusunun cevabı olarak Amsterdam seçilmiş. Böyle olunca biz de ikinci günümüze bisiklete ayırıyoruz. Burada bisiklet kiralayabileceğiniz çok sayıda yer mevcut, hatta küçük bir büfe/market tarzı bir yerden bile uygun fiyatlara bisiklet kiralayabilirsiniz.

Bisikletimizi kiraladıktan sonra hemen Vondel Park’a doğru yola çıkıyoruz. Vondel Park, buranın en büyük ve en güzel parklarından birisi. Hatta buraya gelmeden önce okuduğumuz yazılardan dünyada görülmesi gereken 10 park arasında bulunmaktaymış. Burası müzeler alanına yakın bir yer, dolayısıyla şehir merkezinde, içerisi yürüyüş yapan, koşan, bisiklete binen, çimlerde dinlenen insanlar ile dolu. Ayrıca parkın içerisinde yapay göletler de mevcut. Burada sıkılmadan saatlerce vakit geçirebilirsiniz. Parkın içerisinde birşeyler içebileceğiniz güzel yerlerde mevcut, bu kadar kalabalık ve yoğun olmasına rağmen park o kadar temiz ki, insan ister istemez kendi ülkesindeki parkların halini düşünüyor.

Eğer buraya gelecekseniz kesinlikle bisiklet ile gelin ve en az 2-3 saat vakit ayırın. Vondel Park’tan ayrıldıktan sonra bisiklet gezimize sokaklarda devam ediyoruz. Hemen her yeri bisiklet ile gezdikten sonra tekrar Leidseplein’e geliyoruz ve bisikletimizi park edip birşeyler içiyoruz, artık akşam olmak üzere ve bisikletimizi teslim etme saatimiz yaklaşıyoruz.

 

Bisikletlerimizi teslim ettikten sonra otele dönüp biraz dinleniyoruz ve gece için tekrar hazırlık yapıyoruz bu gece de yine Rembrandtplein bölgesine gitmeye karar veriyoruz. Keyifli ve dolu dolu geçen gezimizin son saatlerini Rembrandtplein’da geçiriyoruz.

Amsterdam 3. Gün

Sabah erkenden uyanıyoruz ve eşyalarımızı toplayıp hemen otelin önündeki otobüs durağında beklemeye başlıyoruz, bir gün önceden havaalanına nasıl gideceğimizi ve otobüsün kaçta geleceğini öğrenmiştik bu yüzden otobüs gelmeden 5 dk önce durakta olup otobüsü bekliyoruz ve otobüs tam zamanında geliyor. Otobüse binip havaalanına doğru yola çıkıyoruz. Burdan sonraki durağımız ise Barcelona olacak.

Cevap Ver

Please enter your comment!
Please enter your name here