Beyaz Şehir Belgrad 

Belgrad gezimizde artık 3 kişiyiz 🙂 Gezgin Kadraj ekibine yeni katılacak olan kızımız Arya’nın doğumuna yaklaşık 3.5 ay kaldı. Bu yüzden kızımız ile birlikte ilk yurt dışı seyahatimiz 🙂 Ayrıca ilk defa kış mevsiminde böyle bir gezi planı yapıyoruz. 2014 yılı bitmeden biriken mil puanlarımızı değerlendirmek aynı zamanda vize ile de uğraşmak istemiyoruz, Pazartesi günü de izin alarak gezi süremizi 3 gün olarak belirliyoruz. Böyle olunca vizesiz gidilebilecek ve 3 gün geçirilebilecek yerler arasından seçim yaparak Belgrad’a gitmeye karar veriyoruz.

Biletimizi Türk Hava Yollarından alıyoruz. 2 kişilik Ankara-İstanbul-Belgrad gidiş dönüş uçak bileti için ücret ödemiyoruz. Yaklaşık 1100 TL civarındaki uçak biletlerimizi mil puanlarımız kullanarak alıyorz. Gitmeden önce, Belgrad’da nerede kalınır, nerede yemek yenir, ne yenir, nerelere gidilir gibi soruların cevaplarına çalışıyoruz ve bir plan çıkartıyoruz. Konaklama yapılacak yeri herzamanki gibi Tuğçe belirliyor. Aslında her yerde karşımıza Belgrad’ın meşhur Moskva Oteli çıkıyor fakat plan yapmak için geç kaldığımızdan dolayı otelin fiyatları biraz pahalı geliyor. Hemen bu otelin yanında olan Dominic Luxury Suites’den yana tercihimizi kullanıyoruz. Toplam 7 suit odadan oluşan otel, konum olarak çok çok iyi bir yerde ve 2 gecelik konaklama için 140€ ücret ödeyeceğiz.

1. Gün

Gezimiz için Ankara’dan sabah 5’te yola çıkıyoruz ve 6 civarında Atatürk Havalimanı’na geliyoruz. Pasaport işlemlerinin ardından, uçağın kalkması için kalan 1 saatlik süreyi İş Bankası Maximum Lounge’da geçiriyoruz. Kahvaltımızı yaptıktan sonra bir kaç kadeh viski ve bira içtikten sonra uçağa geçiyoruz ve Sırbistan’ın başkenti Belgrad’a doğru havalanıyoruz.

Belgrad, Sırbistan’ın başkenti ve en büyük şehri. Yaklaşık 1.2 milyon civarında bir nüfusa sahip. Tuna ve Sava nehirleri arasında kurulmuş olan Belgrad, kelime anlamı ile Beyaz Şehir demekmiş. Avrupada gece hayatı ile ün yapmış olan şehir, özellikle yaz aylarında nehir üzerinde kurulan dubalardaki gece kulüpleri ile hareketli bir yaşantıya sahipmiş. Para birimi olarak Sırp Dinarı kullanılıyor. TL çevirim için sırp dinarını yaklaşık olarak 4’e bölüyoruz.

Saat 10’e doğru Belgrad’a geliyoruz. Pasaport ve bavul işlemlerinden sonra Biraz Sırp Dinarı alıyoruz ve ardından havaalanından çıkıp taksiye biniyoruz ve şehir merkezine doğru yola çıkıyoruz. Belgrad diğer avrupa şehirlerine göre biraz daha ucuz bir yer. Bu yüzden havaalanından şehir merkezine taksi ile gidiyoruz. Yaklaşık 20 dk lık yolculuğun ardından merkezi geliyoruz ve oteli buluyoruz. Odamız henüz hazır olmadığı için eşyalarımızı bırakıp Belgrad turuna başlıyoruz. Otelin hemen önündeki büyük cadde üzerinde yürüyerek ilerliyoruz. Sokaklar oldukça sakin ve boş. Sanırım bugünün cumartesi olması, saatin ise henüz 11 civarı olmasından dolayı adete ölü bir şehri andırıyor. Açık bi cafe bulup giriyoruz ve kahve içiyoruz. Daha önce de bahsettiğim gibi fiyatlar diğer avrupa şehilerine oranla daha uygun. Örneğin 25’lik Heineken biranın fiyatı yaklaşk 4 TL. Kahvemizi içtikten sonra Belgrad turumuza devam ediyoruz.

Saat 13 olmak üzere acıktığımızı düşünüyoruz ve yemek yemek için uygun bir yer arıyoruz. Otele oldukça yakın bir yerde güzel bir restaurant buluyoruz. Vapiano Beograd adındaki bu yer daha sonra da sık sık yemek yemek için geleceğimiz yer oluyor. İçeri girerken bir kart alıyorsunuz ve içerde bu kart ile istediğiniz herşeyi alıyorsunuz, çıkarken ise kartınızı gösterip hesabınızı ödüyorsunuz. İçeride makarna köşesi, içecek köşesi, tatlı köşesi gibi çeşitli köşeler var. Buranın makarnalarını oldukça beğeniyoruz. Belgrad’da ne yenir sorusunun cevabı belki makarna değildir ama inanın buraya gelip makarna denemeden dönmeyin 🙂

Yemeğimizi yedikten sonra otele gidiyoruz ve odamıza yerleşiyoruz. Sabah 5’e doğru başlayan Ankara-İstanbul-Belgrad yolcuğu ve ardından kısa bir Belgrad turundan sonra iyice yoruluyoruz ve uyuyup Belgrad turuna akşam devam etmeye karar veriyoruz. Uzun bir uyku sonrası akşam 8 gibi uyanıp, dışarı çıkıyoruz. Hava inanılmaz soğuk, buna rağmen Belgrad gezimizi sürdürüyoruz, ilk gün otelin yakınlarında yaptığımız gezimizi yine aynı bölge devam ettiriyoruz. Uzun yürüş eşliğinde yemek için güzel yerler arıyoruz fakat içimize sinen güzel bir yer bulamıyoruz ve tekrar Vapiano’ya gitmeye karar veriyoruz 🙂 ve akşam yemeğini burada yiyoruz.

2. Gün

Pazar günü öğlene doğru uyanıyoruz. Fotoğraf makinasının hafıza kartını unuttuğum için ilk gün kompakt makina ile çekim yapmıştım, fakat bugün uyanır uyanmaz kart alabileceğim yer aradım ve bir teknoloji mağazasından yeni bir hafıza kartı aldım ve tekrar otele döndüm. Bu arada kart almak için dışarı çıktığımda önümüzdeki caddenin trafiğe kapalı olduğunu gördüm. Her yıl, yılbaşı kutlamaları çerçevesinde noel baba koşusu düzenleniyormuş ve bu organizasyon sağlanan gelir kanser hastaları için kullanılıyormuş. Yarış henüz başlamamıştı fakat yarışacak olan kişiler noel baba kostümleri ile müzik eşliğinde yarışmaya hazırlanıyorlardı.

Saat 13.30 gibi dışarı çıkıyoruz. Kahvaltı yapmak için Toma Pekara adlı pastane-fırın karşımı küçük bir mekana gidiyoruz. Pekara – Pastane demekmiş, Toma ise bir kaç şubesi olan ünlü bir pastaneciymiş. İçerisinde çok çeşitli pastalari bötekler mevcut hatta çok lezzetli pizza bile bulmak mümkün. Birşeyler yedikten sonra bugünkü planıza Belgrad’ın meşhur Kalemegdan’ını gezmek.

Kalemegdan, türkçe’den gelmiş kale ve meydan kelimelerinin birleşimiyle oluşmuş, bu ad zaten Osmalı zamanında verilmiş ve hala aynı ad ile anılmaya devam ediyor. Tuna Nehri’nin üzerinde yüksek bir yerde konumlandırılmış kocaman bir meydan burası. Sanırım Belgrad’da gezilecek yerler arasında ilk sıralarda yer alan bu meydan bahar ve yaz ayların çok daha güzelmiş hissi uyandırıyor. Malesef aralık ayında gittiğimiz için bir çok yer karlar ile kaplı ve hava ise oldukça soğuk.

Yaklaşık bir saatlik gezinin ardından Kalemegdan’dan ayrılıyoruz. Bu arada Belgrad içerisinde henüz toplu taşıma veya taksi kullanmadık, zaten küçük olan şehir merkezinde şu ana kadar her yere yürüyerek ulaşabildik.

Kalemegdan dönüşünde Belgrad’ın farklı yerlerini keşfetmek için arka sokaklara doğru ilerliyouz. Biraz yorulmuş olmalıyız ki Monin adında bir cafe görünce tereddütsüz içeri girip kahve içemeye karar veriyoruz 🙂

Kahvemizi de içtikten sonra şehir merkezindeki yürüyüş turumuza devam ediyoruz. Yürüyüş esnasında Idea Super Market adlı büyük bir market görüyoruz ve biraz burada vakit geçirmeye karar veriyoruz. Özellikle içki ve çikolata gibi ürünlerin fiyatları dikkatimizi çekiyor. Burası oldukça ucuz bir market ve Türkiye’ye dönerken buradan birşeyler almaya karar veriyoruz. Bu arada ben de farklı markaların biralarını merak ediyorum. Fiyatlar yaklaşık 1 TL den başlıyor ve kaliteli biralar 3-4 TL ye kadar çıkabiliyor. Türkiye ile kıyaslanamayacak kadar ucuz. Marketten çıkınca yoğun bir kar yağışına yakalanıyoruz ve zor şartlarda otelimize ulaşıyoruz.

Odada biraz dinlendikten sonra akşam 10 gibi tekrar dışarı çıkıyoruz. Akşam yemeği için daha önceden gitmeye karar verdiğimiz DVA JELENA’ya doğru yürüyouz. DVA JELENA’nın kelime anlamı iki geyik demekmiş. Geyik zaten Belgrad için kutsal bir hayvanmış. Yarım saatlik bir yürüyüşün ardından restorana ulaşıyoruz. Burası 1832 yılında açılmış bir yer, zaten içeri girince sizi orta çağ ambiyansında bir yer karşılıyor. Canlı müziğin de olduğu oldukça kalabalık bir yer. Aldığımız tavsiye doğrultusunda Köfte yemeye karar veriyoruz. Yemekten önce sebzeli kızarmış ekmek ve sırp peynirli domates salatası geliyor.

Özellikle ekmeğin tadını çok beğeniyoruz. Ardından gelen köfteler de oldukça lezzetli. Hem mekan olarak hem de yemek olarak burayı çok beğeniyoruz. Yemeğimizi yedikten sonra 12 gibi buradan ayrılıp yine yoğun kar yağışı altında otelimize dönüyoruz.

3. Gün

Bugün de saat 11 e doğru uyanıyoruz ve hemen giyinip dışarı çıkıyoruz. Bugünkü planımız kızımız için biraz alışveriş yapmak 🙂 Hatta Türkiye’de görüp beğendiğimiz ve yaklaşık 3400 TL olan Inglesina Trilogy bebek arabasını, internetten yaptığımız araştırmaya göre burada 1800 TL gibi bir fiyata alabileceğimiz bir yer bulmuştuk. Bu yüzden hem kızımız için biraz alışveriş yapacağız hem de bebek arabasını nerede bulacağımızı arayacağız.

Bu arada otelden çıkışımızı yapıyoruz, çünkü dönüş uçağımız akşam saatlerinde bu yüzden çıkışımızı yapıp eşyalarımızı bırakıp otelden çıkıp yürümeye başlıyoruz. Bugün kar yağmıyor ama yine de soğuk bir hava var. Bu arada buralarda meşhur bir pastane daha olduğunu hatta önünde uzun kuyruklar olduğunu duymuştuk, bu yüzden kahvaltı yapmak için burayı aramaya başlıyoruz ve çok geçmeden pastaneyi buluyoruz. Nekapa adındaki bu küçük pastane için hemen sıraya giriyoruz, çok fazla sıra yok ama yine uzun süre beklmek zorunda kalıyoruz. Nihayet içeri girebiliyoruz ve hızlıca bir seçim yapıyoruz. Bir yandan fotoğraf çekmeye çalışıyorum ama fotoğraf çekmemize kızıyorlar bu yüzden almak istediklerimizi alıyoruz. Pastane oldukça küçük ve ayakta yiyebilmek için 5-6 kişilik yer var. Böreklerimizi aldıktan sonra 5-6 kişinin arasında kendimize yer buluyoruz ve fırından yeni çıkmış sıcacık böreklermizimi yiyoruz.

Kahvaltımızı yaptıktan sonra taksiye biniyoru ve alışveriş merkezine doğru gidiyoruz. Bu arada yeni ve eski belgrad olmak üzere iki farklı yapıdan oluşan Belgrad’da şimdiye kadar hepsi eski tarafını gezmiş ve görmüş olduk, bugün ilk defa yeni tarafa gidiyoruz, adından da anlaşılacağı üzere eski Belgrad’ın dokusu çok daha tarihi, yeni Belgrad ise yeni kentleşmeden örnekler sunuyor. Aradığımız alışveriş merkezini buluyoruz ve kızımız için biraz alış veriş yapıyoruz fakat bebek arabasını burada bulamıyoruz. Alışveriş merkezinde kahve ve pasta molası verdikten sonra, bebek arabası için başka bir mağazaya doğru yürümeye karar veriyoruz.

Ve nihayet burada aradığımız arabayı buluyoruz ve koca paketi sırtlayıp taksi ile otele doğru dönüyoruz. Aldıklarımızı otele bırakıyoruz. Artık dönüş için sayılı saatimiz kaldı, bu yüzden akşam hızlıca yemek yiyip havaalanına doğru yola çıkacağız. Havaalanına ulaşım için otelin shuttle servisini kullanacağımızı bildiriyoruz ve yarım saat sonra hazır olacağımızı söylüyoruz. Son kez Vapiano’ya gidip makarna yiyip Belgrad’dan ayrılıyoruz.

 

Cevap Ver

Please enter your comment!
Please enter your name here