Egenin Sakız Kokulu Adası

Bozcaada 1. Gün

Bugün Gökçeada’dan ayrılıp Bozcaada ya gideceğiz, fakat yolumuz biraz zahmetli gibi görünüyor. Gökçeada’dan sabah en erken iki feribot 07:00 ve 10:00 da hareket ediyor. 07:00’deki feribot için çok erken kalkmak gerekiyor, bu yüzden 10 feribotu ile gitmeye karar veriyoruz. Sabah 8 gibi uyanıp eşyalarımızı topluyoruz ve kahvaltıya iniyoruz, kahvaltımızı yapıp otel ile ilişkimizi kestikten sonra 09:10’da otelden ayrılıp Kuzu Limanı Feribot İskelesine doğru hareket ediyoruz. Yaklaşık yarım saat süren yolun ardından 09:40 gibi iskelede oluyoruz. Hava oldukça kapalı ve deniz dalgalı bu yüzden Çanakkale’den gelecek olan feribot henüz gelmedi. 15 dakikalık rötarın ardından 10:15’ de feribota biniyoruz ve hareket ediyoruz. Dalgalar nedeniyle bir hayli sarsıntılı geçen yolculuğumuz yaklaşık 2 saat sürüyor ve 12 gibi Kabatepe İskelesine geliyoruz.

İskeleden indikten sonra hemen Eceabat’a doğru hareket ediyoruz ve Çanakkale merkeze geçiş yapmak için tekrar feribota biniyoruz. Saat 13:00’ da hareket ediyoruz ve 15 dakika sonra Çanakkale merkeze gelmiş oluyoruz. Yolumuz henüz bitmedi, Bozcaada’ya gidebilmek için Geyikli Feribot İskelesine gitmemiz gerekiyor, Geyikli ise Çanakkale merkeze yaklaşık 70 km uzaklıkta. Bu yüzden hiç vakit kaybetmeden yola çıkıyoruz. Yolun ilk bölümü gayet sakin geçiyor fakat İzmir yolundan Geyikli ayrımına girdikten sonra yol hem çok daralıyor hem de çok virajlı bir hale geliyor, bu yüzden yol beklediğimizden de uzun sürüyor ve bizi yoruyor. 1 saatlik bir yolun ardından saat 14:30 civarında Geyikli Feribot İskelesine geliyoruz, normalde günün her saati olan feribot Geyikli ‘den sadece 15:00’ da hareket etmiyor ve biz de buna denk geliyoruz, bu yüzden en erken Feribot saati 16:00. Yaklaşık 1.5 saatlik bir bekleme süremiz var.

Biletimizi alıp aracımızı park ettikten sonra etrafta oturabileceğimiz bir şeyler yiyip içebileceğimiz bir yerler arıyoruz ve Geyikli Dinlenme Tesisi adında bir yere giriyoruz, denizin hemen kenarından olan bu tesis oldukça soğuk ve rüzgarlı. Burada karnımızı doyurup bir şeyler içtikten sonra hareket saatimiz yaklaşıyor.

Aracımızdaki yerimizi alıyoruz ve 15:40 civarında araçları feribota almaya başlıyorlar. Feribota binip yola çıkıyoruz, Bozcaada’ya yaklaşınca araçtan inip biraz fotoğraf çekiyoruz, sabah Gökçeada’dan gelirken çok daha fazla dalgalı ve rüzgarlı bir hava vardı, şimdi biraz daha iyi ama yine de sarsıntılı bir yolculuk geçiriyoruz ve nihayet Bozcaada’ya geliyoruz. Geyikli – Bozcaada arası yaklaşık yarım saat sürüyor.

Saat 16:40 gibi Bozcaada’ya inmiş bulunuyoruz. Burası Gökçeada’ya göre oldukça küçük bir ada. Adaya gelince 2 gece konaklayacağımız yer olan Ataol Beach’e doğru yola çıkıyoruz. Feribot İskelesine yaklaşık 4 km uzaklıkta olan Ataol Beach’e geliyoruz.

Burası 19 tane bungalov evden oluşan deniz kenarında şirin bir yer. Giriş işlemlerimizi yaptıktan sonra evimize yerleşiyoruz. Burası ilk bakışta oldukça küçük görünüyor fakat gayet temiz ve şirin bir yer. Girişinde küçük bir balkon, balkonda masa ve sandalye önünde ise yeşillik alan ve minderler mevcut.

Daha fazla geç kalmadan hemen denize girmek istiyoruz. Bu yüzden odaya yerleşip hazırlanıp çıkıyoruz. Kendine ait bir sahili var, otel müşterisi olmayanlar 15 TL karşılığında bu tesisten faydalanabiliyorlar. Sahili kumsal ve yine kendine ait bir iskelesi bulunuyor. Hava oldukça rüzgarlı bu yüzden denize girme konusunda kararsız kalıyorum. Akdeniz iklimine alışkın olan Tuğçe ise denize girmeme konusunda kararlı 🙂 Buranın güneşinin bile insanı ısıtmadığını söylüyor. Kısa bir süre sonra rüzgarlı havaya aldırış etmeden denize girmeye karar veriyorum ve iskeleden atlıyorum, su gerçekten de buz gibi, Gökçeada daha kuzeyde olmasına rağmen deniz çok daha sıcaktı. Burası hem dalgalı hem de rüzgarlı olduğu için denizde fazla duramadım ve çıkmak zorunda kaldım. Sahilde biraz dinlendikten sonra tekrar evimize geliyoruz ve akşam için hazırlık yapıyoruz.

Akşam planımız pizza ve şarap eşliğinde gün batımını izlemek olacak. Hazırlığımız yaptıktan sonra Bozcaada merkezine gidip kırmızı şarap alıyoruz, burada satılan hemen hemen bütün şaraplar Bozcaada’da üretilen şaraplar. 25 lira vererek 75’lik kırmızı şarap alıyoruz, daha sonra yol üzerinde bulunan benzinliğin bahçesindeki Tayyare Pizza’da durup pizzamızı seçiyoruz, seçimimizi Ada Pizza’dan yana kullanıyoruz. Seçmiş olduğumuz ada pizza değişik peynir ve otlardan oluşan bir pizza. Yaklaşık 10 dk içinde pizzamız hazır oluyor ve doğruca gün batımını izlemek için rüzgar santrallerinin olduğu bölgeye doğru hareket ediyoruz. Bu arada şarabı merkezden aldığımız için mutlu oluyoruz, çünkü merkezden 25 liraya aldığımız şarap burada 60-70 lira civarında. Bu yüzden siz de şarap içecekseniz şarabınızı Bozcaada merkezden alabilirsiniz.

Yolda bir kaç araç bize eşlik ediyor. Sıcak pizzadan gelen mis gibi kokular iyice acıktığımızı hissettiriyor. Rüzgar santrallerinin olduğu yere geldikten sonra bozuk yoldan yaklaşık 1 km daha ilerleyip gün batımını izlemek için kendimize uygun bir yer seçiyoruz, yaklaşık 20 civarında araç gün batımını izlemek için gelmiş. Sandalyelerimizi, pizza ve şarabımızı alıp kendimize güzel bir yer seçiyoruz ve oturmaya başlıyoruz. Hava arada bir bulutlanıyor ve güneş kayboluyor, arada bir kendini gösteriyor, herkes gün batımını görüp göremeyeceği konusunda heyecanla bekliyor fakat güneş, batmadan yaklaşık son 20 dakikasını bulutların arkasında geçiriyor ve izleyenlere küçük bir sürpriz yapıyor, ama yine de güzel bir manzara eşliğinde kırmızı şarabımızı içip pizzamızı yiyoruz, bu arada burası biraz tepelik bir bölge ve temmuz ayında olmamıza rağmen gerçekten de çok soğuk, eğer burada gün batımı izleyecekseniz, mevsim ne olursa olsun mutlaka yanınızda giyebileceğiniz mont, kazak, hırka vb bir şeyler olmasına dikkat edin.

Pizza ile ilgili yorum yapacak olursam, pizza biraz soğumuş olmasına rağmen tadı oldukça güzel geliyor. Burada yaklaşık 45 dakika zaman geçirdikten sonra, toparlanıp dönüş yoluna çıkıyoruz. 10-15 dakikalık bir yoldan sonra Bozcaada merkezine geliyoruz. Aracımızı park edebileceğimiz bir yer bulduktan sonra Bozcaada sokaklarına keşif turları yapıyoruz.

Burası Gökçeada’ya göre çok daha turistik, ve hareketli bir ada, daracık sokaklarında çoğunluğunu balık restoranlarının oluşturduğu çok sayıda mekan bulunuyor. Karnımız tok olduğu için kahve içebileceğimiz bir yer arıyoruz ve merkezde meydanın olduğu yerde Ada Cafe’yi görüyoruz. Ben filtre kahve ile birlikte gelincikli, dondurmalı, sakızlı muhallebi istiyorum, Tuğçe ise kahve ile birlikte Brownie istiyor. Brownie’nin tadı beklentilerimizi karşılamasa da gelincikli muhallebi denenebilir.

Yarım saat burada oturduktan sonra ada sokaklarında turlarımıza devam ediyoruz. Bozcaada’ya ait magnetimizi de seçtikten sonra artık günü sonlandırmaya başlıyoruz ve aracımızı alarak otele doğru hareket ediyoruz.

Bozcaada 2. Gün

Sabah 10:30’da uykumuzu almış keyifli bir şekilde uyanıyoruz. Hemen hazırlanıp kahvaltıya çıkıyoruz. Bugünkü planımız Bozcaada’daki farklı farklı koylarda zaman geçirmek, bu yüzden sağlam bir kahvaltı yapıp fazla vakit kaybetmeden yola çıkıyoruz.

Dün geceden yapmış olduğumuz araştırmaya göre Ayazma Plajı öne çıkıyor. Vaktimiz var, bu yüzden gidebileceğimiz her yere gidip en güzel yeri kendimiz seçmek istiyoruz, otelden ayrılırken otopark görevlisi ile kısa bir sohbetin ardından bizi bekleyen plajların sırası ile Akvaryum, Ayazma ve Habbale olduğunu öğreniyoruz. Denize paralel bir şekilde daracık ve virajlı yollardan geçerek Akvaryum Koyu’na ulaşıyoruz.

Burada herhangi bir tesis bulunmuyor, herkes arabasını park etmiş ve havlu, sandalye, şemsiye eşliğinde sahilde bir yerlere yerleşmişler. Biz de hemen kendimize uygun bir yer bulup, çantamızı bırakıyoruz ve hemen denize doğru ilerliyoruz. Dünkünün aksine deniz oldukça sakin ve dalgasız, ama yine çok soğuk, ilk başlarda biraz çekiniyoruz ve yavaş yavaş girmeye çalışıyoruz, fakat suyun ısınacağı veya bizim alışacağımız yok 🙂 bu yüzden bir an evvel suya atlamaya karar veriyoruz, bir iki dakika yaşadığımız o buz gibi su hissinden sonra, denizin soğukluğu ve temizliği hoşumuza gidiyor.

Çıktıktan sonra arabadan sandalyelerimizi alıyoruz ve burada biraz güneşleniyoruz. Yaklaşık 1 saat geçirdikten sonra diğer yerleri görmeye karar veriyoruz, belki diğer yerleri beğenmezsek buraya tekrar geri döneriz diye düşünüyoruz.

İkinci durağımız Ayazma Plajı. Burası sanırım adanın en meşhur ve kalabalık plajı. İçerde şezlong ve şemsiye kiralayabiliyorsunuz. Plaj çok kalabalık geliyor, bana göre akvaryum koyu denize girmek için çok daha ideal bir yer. Ama buraya kadar gelmişken denize girmeden devam etmek istemiyoruz. Çantamızı alıp sahilde kendimize bir yer buluyoruz ve eşyalarımızı bırakıp hemen denize giriyoruz. Burası da dalgasız ve temiz ama yine bir o kadar da soğuk. Denizde biraz vakit geçirdikten sonra kalabalığında etkisiyle buradan ayrılmaya karar veriyoruz, yeni bir yere gitmeden önce Ayazma Plajı’nın hemen yanında bulunan ve Ayazma’nın tam aksine oldukça sakin olan bir plaj daha görüyoruz, güneşlenmek için burada vakit geçirmeye karar veriyoruz. Sandalyelerimizi alıp denizin içinde biraz oturup güneşlendikten sonra sıradaki plajımız olan Habbale’ye doğru yola çıkıyoruz. Ayazma’dan sonra yaklaşık 4-5 dk lık bir mesafeden sonra Habbale’ye geliyoruz.

Bana göre kesinlikle şimdiye kadar gördüğümüz en iyi plaj ve deniz burada. Üstelik Ayazma gibi kalabalık da değil. İsterseniz hemen yan tarafta bulunan tesisi kullanabilir, şezlong ve şemsiye kiralayabilirsiniz, isterseniz de sahilin diğer taraflarında dilediğiniz gibi vakit geçirebilirsiniz. Burasını ikimiz de çok beğeniyoruz ve hemen güzel bir yer bulup eşyalarımızı yerleştirdikten sonra yan taraftaki tesise gidip içecek bir şeyler alıyoruz, fiyatlar genelde adanın diğer yerleri ile aynı. 33 lük Efes bira 10 TL. İçkilerimizi içtikten sonra hemen denize koşuyoruz.

Deniz olarak da en temiz deniz kesinlikle burada, su adanın her yerinde olduğu gibi burada da buz gibi ama hemen alışıyorsunuz ve sonrasında mis gibi temiz denizin tadını çıkarabiliyorsunuz. Burada yaklaşık 2 saat kadar kalıyoruz ve bir kaç kere denize giriyoruz. Bütün bir öğleden sonra güneş ve deniz derken saat neredeyse 17:00’ye gelmek üzere. Son olarak otelin olduğu yerdeki denize de girmeye karar veriyoruz ve Habbale’den ayrılıp otele doğru yola çıkıyoruz. Buradaki deniz yine dünkü gibi oldukça dalgalı, fakat Tuğçe artık adanın soğuk denizine alıştığı için dünkü gibi direnmiyor ve iskeleden buz gibi suya atlayıp buradaki su ile de tanışıyor. Ama buranın denizi kesinlikle bugün gittiğimiz 3 plaja göre de vasat durumda.

Genel olarak adada gitmiş olduğumuz plajlara göre sıralama yapmak gerekirse bir numarada kesinlikle Habbale olur, çünkü hem denizi çok temiz, hem sakin, hem rüzgar ve dalganın olmadığı bir yer, ikinci sırada Akvaryum Koyu yer alıyor. Habbale’ye göre biraz daha küçük bir yer ama yine burası da çok temiz ve sakin sayılabilir, üçüncü sıraya ise Ayazma Plajını koyabiliriz, çok kalabalık olduğu için denizin tadını burada çok fazla çıkaramıyorsunuz ve temizlik olarak diğer iki koy çok daha temiz. Bu yüzden vaktiniz yok ise ve adada denize girmek istiyorsanız kesinlikle adresiniz Habbale Koyu olmalı.

Bozcaada’daki deniz faslını bitirdikten sonra hazırlanıp akşam yemeği için adanın merkezine gidiyoruz, aracımızı feribot iskelesinin içine park ediyoruz ve ada sokaklarına yürüyüş yapıyoruz, dün geç saatlerde geldiğimiz için gün ışığında adanın merkezini görememiştik bu yüzden bugün biraz adanın merkezinde yürüyüş yapıyoruz.

Karnımız iyice acıktıktan sonra yemek yemek için gezimize ufak bir mola verip yemeğimizi yiyoruz. Yemekten sonra dün planladığımız fakat gidemediğimiz Çiçek Pastanesi’ne gidiyoruz. İçeride çok sayıda güzel tatlı var ve ne yiyeceğimize karar veremiyoruz, oradaki arkadaşların yardımı ile sakızlı dondurma ile beraber profiterol yemeye karar veriyoruz. Yanında ise ev yapımı limonata ve filtre kahve istiyoruz. Özellikle Tuğçe profiterole bayılıyor. Buraya gelip denenebilecek bir tatlı olarak değerlendiriyoruz. Bütün gün deniz, güneş, yüzme derken yorulduğumuzu anlıyoruz ve artık otele dönmeye karar veriyoruz. Otele gitmeden önce büfeden kendimize içecek bir şeyler alıyoruz ve otele doğru yola çıkıyoruz. Otele geldiğimizde ise bir yandan bungalov evimizin bahçesinde mis gibi hava eşliğinde oturup içkilerimizi içiyoruz bir yandan ise Bozcaada’daki gezi hikayemizi yazmaya çalışıyoruz 🙂

3 Yorumlar

Cevap Ver

Please enter your comment!
Please enter your name here